Cumartesi, Nisan 09, 2016

Fihi Ma Fih

Elimde Mevlana'nın Fihi Ma Fih isimli eseri var. İki farklı çeviriye bakıyorum, Meliha Ülker Anbarcıoğlu ve Abdulbaki Gölpınarlı. '69larda basılmış. Her ikisinde de şöyle bir paragraf var:

"Halk "Ben Tanrıyım" demeyi büyük bir dâva sanır; halbuki "Ben kulum" demek büyük bir dâvâdır.
"Ben Tanrıyım" demek, büyük bir gönül alçaklığıdır. Çünkü "Tanrı kuluyum" diyen, iki varlık ispat eder; bir
kendisini, bir de Tanrıyı isbata kalkışır. Fakat "Ben Tanrıyım" diyen, kendisini yok etmiştir, yele vermiştir;
"Ben Tanrıyım" der; yâni ben yokum, hep odur, Tanrıdan başka varlık yoktur; ben salt yokluğum, hiçim
der. Gönül alçaklığı, bunda daha artıktır; bundan dolayı da halk anlamaz. İşte buracıkta bir kişi, Tanrı
rızâsıyçin Tanrıya kulluk eder; kulluğu meydandadır; Tanrı için kullukta bulunur amma kendisini de görür,
yaptığını da görür, Tanrıyı da görür..." diye devam ediyor ve hatta devamında kafa karıştırmak için, karıştırmak demeyeyim, bulandırmak için ceylan ve suda boğulan kişi örneklerini veriyor.

İslam alimi Mevlana'ya göre "Ben Tanrıyım" demeyi, insanlar yanlış anlamışlar ve büyük bir olay sanmışlar. İşe bak. Halbuki "Ben kulum" demek esas Allah'a karşı büyük bir davaymış. Ben Allah'ım demek kişinin alçak gönüllülüğünü gösteriyormuş. İnsanlık tarihinde bunu söyleyebilecek ilk insan Hazreti Adem'di lâkin Kuran'ın bütünlüğünü anlamamış kişiler bu söyledikleri şirk ve küfür söylemini sanki çok masum bir cümleymiş gibi dine güzelce yedirmişler. İlk defa Hazreti Adem böyle bir iddiada bulunabilirdi ama bulunmadı elbette. Bunun nasıl olabileceğini, öteki yazımda yazacağım. Ardından bunu söyleyebilecek kişi Hazreti Musa peygamberdi. Araf Suresi 143. ayetten durumu hatırlayalım:

"Ne zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana." dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin." Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dedi."

Bu ayetin ardından nasıl oluyor da dine bu safsatalar karışıyor ben anlayamıyorum. Nasıl oluyor da tasavvuf ehli denilen insanlar Vahdeti Vücud, fenafillah, Vahdeti Şuhud dedikleri şeyleri ölürcesine destekliyorlar anlayamıyorum. Nasıl oluyor da bir kul "Ben Allah'ım" dedikten sonra, birileri çıkıp aslında siz onu anlamadınız diyebiliyor bunu da anlamıyorum. Bu insanlar, müslümanların ahiretleri ile yıllardır oynuyorlar. En büyük kaybımız ne biliyor musunuz? Kültür. O kadar kültürsüz yetişmişiz ki, okumadan her şeye inanarak bugünlere gelmişiz ve okuyup yanlışları anlattığınız zaman, size diyecekleri şey, tıpkı eskilerin dediği gibi; sen onu anlamazsın, kaç tane kitap okudun, kimin kitabını okudun, kimin tefsirini okudun, senin ilmin ona yetmez, sen buna bulaşma... Müslüman halimle bile bu söylemler midemi bulandırıyor. Ateist olsam ve artık yeter diyerek müslümanlığa geçmeye karar verdikten sonra şu sorularla karşılaştığımda geri dönerdim. Kuran düşünün ve sorgulayın diyor, bizim müslümanlar sorma, şeyhin ne diyorsa, gavsın ne diyorsa, başındaki hocan ne diyorsa iman et diyor. Kitap okuyorsun; ne okudun, kimden okudun, kimin tefsiri, kimin yazısı gibi boş sorularla konuyu dağıtarak her şeyi başlarından savıyorlar.

Adam, "BEN ALLAH'IM" demiş yahu! Günümüzdeki müslümanlar bunu diyen adamı Hazreti Musa'dan daha üstün tuttuklarının farkında bile değiller. Dedikleri tek şey, "SEN ANLAMAZSIN!" Bu nasıl bir savunmadır, nasıl bir rezilliktir ya. Daha ne diyeyim ya ama bitmedi, bir sürü altını çizip yazmak istediğim deliller var. Getireceğim hepsini. Sonuçta İblis, insanları Allah'ın yolundan etmek için bir gün bile dinlenmiyor. Bizim de çabalamamız lâzım. Sağlıcakla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder