Pazartesi, Haziran 19, 2017

Deliliğin Dağlarında

"Hey, ben geldim. Ne düşünüyorsun? Nasıl görünüyorum sence? Sadece iyi veya kötü diyebilirsin, bu yağmurda uzun cümleleri anlayamam belki."

"İyi," diyerek geçiştirdi soruyu genç adam. Kadın neşeyle gülümseyerek iyice adamın koluna sokuldu.

Yağmur hızlandıkça, çiftin adımları da, sağında solunda belli belirsiz su birikintisi oluşmuş kaldırımda hızlanmıştı. Yerler adeta yıllardır temizlenmemiş gibi çer çöp içerisinde, zaten yürümesi zor olan kaldırımda ilerlemeyi daha da zorlaştırıyordu. Adam ansızın durarak, yukarıda beliren aya döndü, içinden şu dizeleri tekrarladı...

 "Ah, ay! Bir gün öldüğümde seninle bir olmayı istiyorum!
  Ah, ay! Seni özlüyorum! Yokluğunda geçen her günün acısı adeta omuzlarıma yüklenmiş günahlarım gibi, taşıması zor, belki imkansız!
  Ay! Işığınla beraber çayırlarda gezdiğimiz günleri özlüyorum! O yüce yıldızlar dahi kıskanıp gökyüzünü senden daha fazla aydınlatmaktan utanırlardı!
  Belki çabuk kavuşuruz düşüncesiyle sürekli uykumdayım, belki rüyamda görürüm diye bazen...
  Tertemiz kokun hâlâ gönlümü ferahlatıyor...
  Gözlerini arıyorum...
  Gözlerini arıyorum...
  Bakmaya doyamadığım."


Kadın, adama döndü ve iyi olup olmadığını sordu. Adam sinirle ona dönerek,"Her şeyi merak etmek zorunda mısın? Üstelik sen kimsin?" diye oldukça sert bir tavırla yanıt verdi.

Gerçekten de o kadının ne kim olduğunu ne de neden yanında olduğunu hatırlayabilmişti, aklı o kadar uzaklardaydı ki... Ay'a kavuşmak için kıyamet kopması gerekse, kıyametin kopması için ne gerekiyorsa her şeyi yapmaya hazırdı o an.

Kadın üzüldü, ne yaptığının farkında değildi. Adamın sözlerine kanmış ve gelmişti, işin doğrusu adam, kadına ne söylediğini bile hatırlamıyordu.

"Deliliğin dağlarında..." dedi kadın sessizce ve uzun çizmelerini suya kuvvetlice vurarak uzaklaştı.

Genç adam ellerini saçlarına götürerek yumruk yaptı ve belki sinirle sıktı.

"Seni tekrar bulabilmem için daha ne kadar insan eskitmem gerekiyor? Söyle bana! Işığının yoksunluğunda yolumu göremiyorum, her yer karanlık. Evet, deliliğin dağlarındayım! Ta kendisi ya! Deliliğin dağlarındayım! Zavallı hayatlarınızın, hiçliğin çölündeki kum tanesi kadar değeri yok gözümde. Düşünmez misiniz siz? Şayet ay olmasaydı, gecenin ne önemi kalırdı? Nereden alırdı ismini gece? Nereden alırdı ismin yakamozlar? Aaaah ama anlıyorum günahlarınızın karanlığını hayatlarınızda hissetmek istiyorsunuz. Bütün kirliliğinizi dillerinizin ucundan dünyaya yaymak sizin hedefiniz. Peki ya, öyle olsun yıldızlar dizildi, hakkınızda korkunç kehanetler fısıldıyorlar. Kaybolacaksınız. Zavallı hayatlarınızın yokluğu içerisinde eğilip büzüleceksiniz, işte o zaman hiçbir şey fayda etmeyecek. Peki ya ben? Ben ne yapacağım? Deliliğin dağlarında kayboldum, zihnim paramparça.

* * *
"Uyan, kaybolmadın."

"Gözlerim acıyor, açamıyorum. Sen kimsin?"

"İsmim Mah."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder