Pazar, Mayıs 10, 2015

Neyimiz var ? Neyimiz yok ?

Neyimiz var;
İyi bir seviyede bilgisayarlarımız, eskisinden daha kaliteli lâkin gelecektekinden çok düşük ve bunun doğurduğu duygudan ötürü sürekli değiştirme hissiyatı içerisinde bulunduğumuz arabalarımız, cep telefonlarımız, kendi aramızda bunda bile olur mu lan (?) diyebileceğimiz şıklıkta ayakkabılarımız hatta bir nevi kıyafetlerimiz diye genelleyebiliriz, hızlı internetimiz, hoş kulaklıklarımız, masa başında kendimize doğru düzgün vakit ayıramadığımız, çevremizde olandan bitendan bihaber olduğumuz yüksek maaşlı işlerimiz, birbirinden güzel sevgililerimiz, yüksek binalarımız, sağlık sigortalarımız, yaşamamız için sürekli tüketmemiz gereken ve parasını vererek elde ettiğimiz pet şişeler içerisinde sularımız, sürekli zamlanan ve hormonlu meyvelerimiz ve sebzelerimiz ve bunlara benzer birçok şeye sahibiz. ^_^ Ne güzezl de mi ? Peki ama,

Neyimiz yok;
Hislerimiz. Koklayamıyoruz, dokunamıyoruz, hissedemiyoruz, sürekli bir şeylere bağımlı ediliyoruz. Kısacası daha doğarken bir imza atıyoruz hayata, sen benim hislerimi ben senin benim yaşamam için zorunlu olan şeyleri bir şeyler karşılığında senden alacağım diye. Çok garip değil mi ya ? Hayatımızı devam ettirmek için suya ihtiyacımız var lâkin sağlıklı bir su için marketlerde yarım litrelik suya 50 kuruş ve 1 lira arasında değişen bir miktar veriyoruz. Abi benim sağlığım için devam tüketmem gereken bir şey bu. Aklım almıyor.

Hacettepe Üniversitesi İçerisinde BAM'ın Gereksizliği

Farkında mısınız bilmiyorum ama Hacettepe Üniversitesi içerisinde bir tane çok ama çok gereksiz yer var.

Hepimizin genellikle vakit geçirdiği lâkin farklı amaçtaki orospu çocuklarının her zaman vakit geçirdiği bi yer olan BAM. Bence BAM, Hacettepe'nin tarihine kara bi leke sürüyor ve bu leke zamanla baş edilemez bir yer alıcak. Şu an pek çok öğrenci bunun farkında değil. Esas amacı öğrencilerin toplanıp beraber eğlenmesi, tartışması kısaca güzel vakit geçirmesi olması lâzım ama böyle bir durumu çok nadir görüyorum. Geçirdiğim üç yıl içerisinde, orada insanların yaptıkları şeyleri kısaca sıralarsak;

-Birbirini çekiştirmek,
-165 metre kaldırdıkları götleriyle insanların ego tazelemeleri,
-Üstünlük gösterisi,
-Dedikodu,
-Kız veya erkek gözetip, minimum düşüncede tanışmak maksimum düşüncede sevişmek,
-Etrafını yozlaştırmak,
-Kas gösterisi,
-Göt gösterisi,
-Boş boş oturmak,
-Arabası veya motoru olduğunu etrafına "zorla" göstererek, sanki uzaya mekik fırlatmışçasına bir tavır takınmak,
-Ben hepinizden farklıyım çabaları,
-İnsanları boş işlerle meşgul etmek,
-Eğlence adı altında binbir türlü şaklabanlık yapmak,
-Hayatı boyunca hayvan sevmemiş orospu çocuklarının orada bir iki kız veya erkek düşürürüm düşüncesi ile köpeklerle aptal saptal uğraşmaları,
-BAM'ı esas amacından tamamen saptırmak,
-Sağa sola aptal aptal reklamlar asmak,
-Daha üniversiteye geleli bir dönem olmuş orospu çocuklarının, sanki tüm üniversite kendilerine aitmiş gibi tavır takınmaları,
-Birbirini tanımayan insanların, sanki yıllardır berabermişçesine gevşek gevşek muhabbet etmesi, özellikle dişi varlıklar bu işte çok başarılı,
...

Ben bu listeyi daha çok uzatabilirim ama keseyim burada. Yukarıdaki sebeplerden dolayı bence bu insanlar üniversiteye okumaya gelmemişlerdir ya da gelememişlerdir. Hani fiziki olarak buradalar ama akli olarak değiller çünkü akıl zaten yok. Bir de tüm bu gereksizliklerin içinde giderler bir de bu insanlar, akşamları bilgisayar başına geçip, Facebook'ta itiraf kampüsüne itiraf yaparlar veya olanları okurlar. Neden biliyor musun ? Çünkü bu adam veya kadın; kas gösteriyor, götünü gösteriyor, arabasını gösteriyor, motorunu gösteriyor, Caribou'ya gidip en pahalı içeceği söyleyip bir masaya oturup 9 saat boyunca kitabın aynı sayfasına bakıyor tamam mı ? Sonra tek kalınca, "Acaba fark edildim mi ?" düşüncesi ile bunlara bakıyor. Ya bu varlıkların ne ailelerine ne de kendilerine bir faydası vardır bence. Muhabbeti kesmek lâzım bunlarla. Bu insanlar size sadece gördüklerinde selam verirler, amaçsız amaçsız aynı masaya arkadaş vasıtası ile oturduğunuzda, gelişi güzel "Naber ya ? Nasılsın ?" diye sorarlar. Bu insanlar ruhsuzdur, öncesinden kurulmuş robotlar gibi davranırlar. Her yerlerinden bunu okuyabilirsiniz; elleri, gözleri, hal ve hareketleri, bakışları hatta cümle kurarken seçtikleri basit ve özensiz kelimelerden dahi. Uzaklaşın bu varlıklardan, size gram faydaları dokunmaz.

BAM'ın üst katı meselâ, gazino gibi maşallah. Yani tam Ankara diyeyim. Saçma sapan insanlar ve onların saçma sapan müzikleri, eğlenceleri. Şöyle bir şey var, bu insanlara ne yaptıklarını sorsanız veya yüzlerine vursanız muhakkak verecekleri cevap; "Öyle abi-kızım ya, geldik işte, eğlenceli"  gibi, buna benzer veya yakın cevaplar verirler size, neden biliyor musunuz ? Çünkü, robot olmalarından mütevellit kendileri dahi ne yaptıklarının farkında değiller. Şu Simitçi Dünyası mıdır nedir açıınca milletin ne kadar oturmaya hevesli olduğunu daha iyi anladım ben. Amına koyim akşam dokuz on olmuş, öğlen gördüğüm adam ve karı o saate kadar aynı yerde oturuyor. Bu ne amk ya ? Nasıl bir kafa ? Zor birader, insanları anlamak çok zor. Münakaşa etmeyip, he deyip geçeceksin aslında.

BAM'ın böyle olmasının sebebi öğrenciler bir nevi, yukarıda söylemiştim. Öğrenciler kendi amaçlarına göre şekillendiriyorlar orayı ve bu karşıdaki insanların işine de geliyor. Gün geçtikçe Hacettepe Üniversitesi, bir devlet üniversitesi olmaktan çıkıyor. Nasıl mı ? Çoooook basit, para. BAM'da size yakınlık gösteren he gülüm, he bebeğim diyen dükkan sahiplerinin alayı yalan yüzlerle size gülüyor meselâ. :D Çıkar ilişkisi bir nevi. BAM, Hacettepe'nin en fazla para dönen yeri sanırım. Büyük paralar hem de. Sana KYK 300 lira veriyor, sanıyosun zenginim. Bakın hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum, BAM'da bir tablo yapıldı. Bunu bu fiyata, şunu şu fiyata "satacaksınız" diye. Atıyorum kolayı 1 liraya satmak zorundasın, 50 kuruşa satamazsın. Bunun gibi bir düzenleme yapıldı, bu büyük bir oyun. Dükkan sahibinin rızkına karışmak. 90 kuruşa bile satamıyorsun ki başka dükkanlar zarar yapmasın. Neyse işte bu baştaki insanlar biliyorlar bunları, öğrencinin başka çaresi yok, almak zorunda, yapmak zorunda diye diye sana ve bana, ailemize geçiriyorlar. Yani bu gerizekalı kafalar hayatlarını senin kazandırdığın paralarla rahatça sürerlerken, sen dersine mi çalışacaksın ? Sınava mı gireceksin ? Sınavdan geçebilecek misin ? Ailenin gönderdiği parayı nasıl idareli kullanacaksın ? Kız veya erkek arkadaş yapacak mısın ? Arkadaşlarınla buluşabilecek misin ? İşte sen bunların hepsini düşünmek zorundasın. Bunları bir düşün sonra de ki Hacettepe'de okuyorum be, vaaaaay aanasınıııı. Havanı sağda solda at. :D Bu insanlar senin paranı kampüsün her köşesinde elinden alıyorlar. Daha geçen gün gördüm, Beykafe kapanmıştı ya, yerine bir tane konteynır getirip kantin tarzı bir şey işletiyorlar. Hemen üstünde City var amına koyayım, biraz yukarıda Yıldız Amfi, onun arkasında Nacho, fakültelerde otomatlar, her yerde senin cebindeki üç kuruş paraya göz koymuş insanlar, yemekhaneye git sağda solda afişler, yok ebenim partisi, yok kedi partisi-bir de altına yazmışlar, Ankara'nın tüm yaramaz kedileri o gece kostümleriyle orada olacaklar diye- vesaire işte. Bu nasıl bir devlet üniversitesi birader be ? :D BAM'a gidiyorsun akşam her yerde lüks arabalar, motorlar anasını sikeyim.

Kısaca BAM öğrencileri birbirlerine yaklaştırmıyor; onları, onları yozlaştırıyor. Bir insan her gün amına koyayım ya her gün aynı yere gidip, hadi gittin anasını sikeyim ya gittin diyelim, her gün aynı yere gittin ama niye aynı yere oturursun ya ? Niye etrafında hep aynı insanlar olur ? Neden birader ? Neden ? Aklım almıyor, insanoğlu bu kadar mı verimsiz ve geçimsiz amk ? Püüüüüüüüü sıfatını siktiklerim. Yeter ben gidiyorum.